90’lar şarkılarına ilgi neden bu kadar arttı?

1995 yılında çıkardığı “Sevdalım” albümüyle unutulmazlar arasında yerini alan Hazal NtvRadyo’da yayınlanan Albüm programında Zeynepgül Alp’e anlattı.

“2000’LERİN ORTASINDAN SONRA BİZE YER VERİLMEDİ”

-95 yılında başlayan ve 5 yılda gelen 3 albüm, sonrasında 9 yıllık bir ara ve 5 yıl arayla gelen 2 albüm daha görüyoruz. Türk müziğinin çok önemli bir dönemi. Hatta bugünlerde de özlemle anılan bir dönem. Cover’lar yapılıyor, 90’lar konserleri veriyorsunuz, partiler düzenleniyor. Size nasıl geliyor o zamana olan özlem? Şu an konserlerinize gelen dinleyenlerle buluşmak nasıl hissettiriyor size?

Şu anda 90’lara gösterilen ilgiden hepimiz çok çok memnunuz. Son 15 yılda birtakım yanılsamalar yaşandı. Biz hiç ara vermedik müziğe. Öyle bir algı oluştu. Bunu da şuna bağlıyorum; teknolojinin gelişmesi, internetin yaygınlaşması, fiziki albüm satışlarının bitmesi, sistemin de değişmesi farklı sonuçlara yol açtı. Prodüksiyon şirketleri yapım yapmıyor, yap getir demeye başladı. Dolayısıyla daha çok müziğin içinde olan, müzikle var olduğunu düşünen insanlardan ziyade, daha çok şöhretli olmak, sahneye çıkmak, görünür olmak isteyen, maddi imkânı olan insanlar bizim işimizi yapmaya başladı 2000’lerin ortalarından sonra. Bize pek yer verilmedi açıkçası. Bunu hep söylüyordum, tepki alıyordu. Haksızlık etme falan diyorlardı. Diyorlar ki çok iyiydin bir zamanlar ama yoksun. Neden yoksun? Kimisi diyor ki “kariyerini yönetemedi”, “üretmedi”. Hiçbiri değil halbuki. Hadi ben kariyerimi yönetemedim. 90’larda çok popüler olmuş bir sürü sanatçı arkadaşım var. Onlar da mı kariyerini yönetemedi? Biraz böyle sorgulamak gerekiyor. Hepimizde hata olabilir mi? diye düşündüm. Ben bunu sistemin dönüşümüne bağlıyorum. Yapımcıların hem hayatlarını hem özel hayatlarını sürdürebilmek için birtakım tercihler yaptığını düşünüyorum. Fiziki satış bittiği için de teliften kazanç sağlamak üzere olduğunu düşünüyorum.

Ama sizin şarkılarınız bugüne kadar geldi ve o şarkılar hala dinleniyor. O şarkıların sırrı neydi peki? Sözleri mi, müziği mi, o zamanın ruhu mu?

Ne güzel söylediniz, bence o zamanın ruhu. O zamanın değerleri. Şimdi çok daha maddiyatçı, rekabetçi, bazen de bel altı rekabetin olduğu bir ortam var ve bu her sektöre de sirayet etmiş durumda. Şuna da bağlıyorum. Annelerimizin jenerasyonu tek kanallı bir dönemdi. 90’ların başında kanalların çoğalması, radyoların sayısının artmasıyla çok fazla platform oluştu. Dolayısıyla bu platformları besleyecek ürünlere de ihtiyaç vardı.

“HAYRANLARIMIZIN SEVGİSİNİN NE KADAR KARŞILIKSIZ OLDUĞUNU GÖRDÜM”

-Şimdi 95 yılına gidelim. Radyoda ilk şarkınızı duyduğunuzda, klibinizi gördüğünüzde ne hissetmiştiniz ve sonrasında sokakta görenler ne tepkiler veriyordu?

Klip akşam üzeri bir saatte yayınlandı. Çok heyecanlıydık. Ertesi gün yine çok bilinen bir AVM’de bir görüşmem vardı. Makyajımı tazelemek için tuvalete gittim bir ara bir baktım arkamdan fısır fısır konuşuluyor. “A a Hazal değil bu?” falan, “O bağıra bağıra şarkı söyleyen kız değil mi?” diyorlar. Çok şaşırdım. Nasıl yani daha dün yayınladı, hemen nasıl tanıdılar, diye düşündüm. Sonra tabi alıştım yavaş yavaş. O sevginin ne kadar karşılıksız olduğunu gördüm. Ona karşı bir hayranlık duydum. Sadece müziğin bizi birleştirdiği bir nokta var. Sadece ortak duygular hissettiğiniz için sizi seviyorlar. Dinleyenlerin duygularını samimi bir şekilde dile getirdiğim için seviyorlar diye düşünüyorum. Bir anda hiç tanımadığınız insanların ailesinden biri gibi oluyorsunuz, ben de her zaman bunun hakkını vermeye çalıştım.

“UZUN BİR SÜREDİR MENAJERLE ÇALIŞMIYORUM”

-Sizin zamanınızda sosyal medya yoktu ve o zaman insanların sevdikleri sanatçılara ulaşması neredeyse imkansızdı. Ama şimdi rahat bir şekilde ulaşabiliyor insanlar. Sizin sosyal medyayla aranız nasıl?

Sosyal medya dünyada ilk revaçta olmaya başladığı dönemde Türkiye’deki ilk kullananlardan biriyim ben de. Hepsini takip etmeye ve aktif olmaya çalıştım. Başından beri de sosyal medyamı başka birisinin takip etmesine karşıyım.

NTVRadyo’nun yeni programı Albüm’de Zeynepgül Alp, 90’lı yılların yıldızlarını ağırlıyor

-Menajerle de çalışmıyorsunuz…

Uzun bir zamandır menajerle de çalışmıyorum. Biraz kontrol manyaklığı diyebiliriz (gülüyor). Biraz kötü deneyimlerim de oldu geçmişte. Kolay kolay güvenip kendimi teslim edemiyorum kimseye. Ne kadar başarılı, uyumlu olsa da bir başka insanın sizi sizin gibi temsil edebilmesi pek mümkün gelmiyor bana. Çok hâkim olması lazım, çok iyi tanıması lazım. Nerede ne söyleyip söylemeyeceğinizi ne yapıp yapmayacağınızı çok iyi bilmesi lazım. Ben de dedim ki olduğu kadar yani, elimden geldiği kadar geri dönüş yaparım. Elimden geldiğince aktif tutmaya çalışıyorum. Ama bilsinler ki DM’den yazıştığımızda yazan kişi benim yani.

“EN BÜYÜK ŞANSIM ÇOK DÜZGÜN İNSANLARLA ÇALIŞMAKMIŞ”

-Peki bugünden o zamanki Hazal’a baksanız ne dersiniz? Bir tavsiyeniz olur mu?

Ah canım benim derim (gülüyor). Ne kadar safmışsın, ne kadar dünyadan bir habermişsin, müzikte de ne olmak istediğin oturmamış henüz, ama Allah’tan sağlam ellere düşmüşsün de sana doğru bir kıyafet biçmişler. Ben ne tam okullu, ne tam alaylı olamadan girdim. Ama çok doğru insanlarla çalıştım. ‘Klip Müzik’ şirketinden çıkmıştı ilk albümüm. Konservatuvarda da öğrenciydim. Harçlığımı çıkarmak için ve sahnenin güzelliğini yaşamak için, küçük bir barda sahneye çıkmaya başlamıştım. Sahnenin 4’üncğü ya da 6’ıncı ayıydı. Çok kıymetli büyüğümüz Süha Özgermi, milli çapkın diye anılan (gülüyor), bizim müşterilerimizdendi. Beni yanına çağırttı bir gün. Ben çok tedirgin oldum, ne işi olabilir ki milli çapkın diye anılan bir insanın benimle dedim. Bir iki hafta falan kaçtım. Meğer çok yakın arkadaşı Raks firmasının eski genel müdürü Ali Keleş yeni bir şirketin başına geçmiş, Klip Müzik Yapım’ın. Ebru Gündeş’in, Bendeniz’in ilk albümlerinin yapımında Neşe hanımla birlikte beraber yürümüşler. İşi çok iyi bilen bir insan. Şirketin müzik koordinatörü de Burhan Şeşen. Onlar dinledi beni. Beğendiler. Bir iki hafta içinde sözleşmeler imzalandı. Ben o sözleşmeleri okumadım bile düşünün yani. Çok şükür, çok doğru insanlarla çalışmışım. Prodüktörlüğümü Seda Akay yapmıştı. Pek çok beste Bülent Özdemir’e aitti. Ercan Saatçi, Yıldız Tilbe, Bora Öztoprak, Toygar Işıklı gibi pek çok isimle çalıştık ilk albümde. Güzel insanlarla çalıştım. Sadece müzik odaklı, yaratıcı insanlarla çalıştım. Bu da çok büyük şans.

Peki 90’lardan aklınızda hangi şarkı kaldı desek ne dersiniz?

Keşke ben söyleseydim dediğim şarkılardan biri olabilir o zaman bu. Arnavut Kaldırımı olabilir. Hem klibi, hem müzikal yapısı, hem de Demet’in sesini çok seviyorum.

“Sevdalım” albümüyle unutulmazlar arasında yerini alan Hazal’ın konuk oduğu bölümünü kaçıranlar podcast kayıtlarını dinleyebilir.

HAZAL BÖLÜMÜ PODCAST’İ (TIKLA-DİNLE)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir