Kuştepe: Baharın İki Yüzü ile Modern Turizm ve Geleneklerin Buluşma Noktası

Kuştepe köyü, baharın coşkusunu iki kat yaşatıyor! Kırklareli’ne bağlı bu köy, modern turizmi ve köklü gelenekleri bir arada harmanlayarak ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim sunuyor. Trakya bölgesindeki kanola ve buğday tarlaları, agro turizmin yeni gözdesi haline gelirken, Pomakların bahar geleneği olan Kupriva da köylerde imece usulüyle yeniden hayat buluyor.

DOĞA FOTOĞRAFÇILARININ İLGİ ODAĞI

Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’ı içine alan Trakya, bu bahar kanola tarlalarının sarı rengi ve yeşeren buğday arazileri ile doğa fotoğrafçılarının ilgisini çekiyor. İstanbul’a yakın konumuyla bölge, fotografçılar için ideal bir destinasyon haline gelirken, gün doğumu ve batımındaki renk cümbüşü profesyonel fotoğrafçılar tarafından doğal bir stüdyo gibi kullanılıyor.

Kuştepe’deki Pavli Atölye, agro turizme yönelik çeşitli etkinlikler sunarak bu güzellikleri ziyaretçilere tanıtıyor. Sanat yönetmeni Gülşen Gürses, bölgenin muhteşem manzarasını şöyle dile getiriyor: “Trakya, harika bir coğrafya. Şu anda fotoğraf çekmek için mükemmel bir zaman. Buğdaylarımız henüz başaklanmadı, kanola çiçek açmaya başladı. Her yerde çimenler var, papatyalar açıyor. Baharın tüm renklerini görmek mümkün.”

Bölgeye gelen fotoğraf sanatçısı Hüseyin Tuna Ay, Trakya’nın doğal güzelliklerinden etkilenmiş: “Her fotoğrafçının burada bulunması gerek. Bu atmosferde olmak büyük bir mutluluk. Doğası ve insanlarıyla burası gerçekten çok özel bir yer.”

İstanbul’dan gelen Banu Tubeler ise, Trakya’nın ona verdiği özgürlük hissini vurguladı: “Trakya’ya geldiğimde kendimi daha serbest hissediyorum. İstanbul’da bu havayı soluyamıyoruz. Burada gerçekten nefes alabiliyoruz.”

GELENEKSEL KUPRİVA YEMEĞİ

Aynı köyde, baharın gelmesiyle birlikte Pomak kültürünün bir diğer özelliği de canlanıyor: Kupriva. Isırgan otundan yapılan bu geleneksel yemek, zahmetli bir hazırlık süreci gerektiriyor. Nisan ve Mayıs aylarında filizlenen ısırganlar, köylü kadınlar tarafından bir araya gelerek dere kenarlarından toplanıyor. Toplanan otlar temizlendikten sonra sıcak suda haşlanıyor ve tereyağıyla kavrulan soğan, kuru biber ve salça ile birleştiriliyor. Un eklenerek kıvamı ayarlanan yemek, toprak fırında pişmiş ekşi mayalı köy ekmeğiyle servis ediliyor.

Gülşen Gürses, Kupriva’nın sadece bir yemek olmadığını belirterek, “Bunu yılda 2 veya 3 kez mutlaka tüketiriz. Hem lezzeti hem de şifası ile baharın bize sunduğu bir nimettir. Doğanın içinde bu yemeği toplamak, Pomak kültürünün bir parçası.” ifadesini kullanıyor.

Köyün 85 yaşındaki sakini Bedriye Fırtın ise bu yemeği annesinden öğrendiğini ve sadece lezzeti değil, aynı zamanda şifa kaynağı olduğuna inanarak yaptığını belirtiyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir